Siyaset kulislerinde genel başkanlık makamı ile yerel delegeler arasındaki dengeler tartışılırken, örgüt tabanından gelen farklı sesler ve imza süreçleri partinin gelecekteki yol haritasını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. [1, 2]
Ulusal siyasette yankı bulan kurumsal hafıza ve parti içi muhalefet temalı tartışmalar kapsamında, il teşkilatlarının üst düzey yöneticileri ve delege bazındaki karar alıcılar kendi pozisyonlarını netleştirmeye başladı. Parti tüzüğü ve demokratik teamüller çerçevesinde şekillenen bu süreçte, birleştirici siyaset kültürü ile yenilikçi idari yaklaşımlar arasındaki görüş ayrılıkları, kritik oylamalar ve imza çağrıları öncesinde taşra teşkilatlarında belirgin kamplaşmaları beraberinde getiriyor.
Bu doğrultuda, genel merkezin mevcut yönetim stratejilerine karşı yerel düzeyde yükselen sesler, örgütlerin köklü geleneklerine sadık kalınması gerektiği yönündeki argümanlarla birleşiyor. İl başkanları ile kurultay delegelerinin farklı saflarda yer alması, parti içi hiyerarşi ve geleceğe yönelik ittifak modelleri açısından kritik bir dönemece girildiğini gösteriyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ağrı teşkilatında uzun yıllar görev yapan 38. Olağan Kurultay Delegesi Adem Karakol ve beraberindeki üç delege, Genel Başkan Özgür Özel’in olağanüstü kurultay çağrısına yönelik imza talebine destek vermeyerek eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği parti kültürünün yanında yer alacaklarını açıklarken, CHP Ağrı İl Başkanı Ali Bayram’ın ise mevcut yönetimde Özgür Özel’e destek vermesiyle kentteki parti içi yollar resmen ayrıldı.
